1. Oynatma: 1.750

    [Flash 9 is required to listen to audio.]
     
  2. Gidebileceğimi Anladığımda Gittim

       Tat alamıyorsun onsuz içtiğin çaydan. Eskiden dans ettiğin müzikleri dinleyemiyorsun, fazla neşeli geliyor sana. Çünkü gidebileceğini bilmiyorsun.

       Ne kadar sevebilir insan kendinden başka birini? Ya da ne kadar fedakarlık yapabilir, kendine yapılmasını istediğinden daha fazla olabilir mi? Haydi kandıralım kendimizi, ‘evet’ diye cevap verelim tüm sorulara. Korkuyorsun, biliyorum. Onsuz olmak, onsuz kalmak istemiyorsun. Dedim ya gidebileceğini bilmiyorsun, bundan bir haber yaşıyorsun. Bağladın kendini ona, onsuz yapamam sanıyorsun. Olsun..

       Gözlerin açılacak yarın. O çoktan gitmiş, sen çoktan bitmiş olacaksın. Uyuyamayacaksın, ağlayacaksın, hayat dar gelecek sana; can çekişecek, çırpınacaksın. Sonra biraz zaman geçecek aradan, onsuzluk sancıların durulacak. Ama bu sefer de ‘ben düşüyorum o kaldırmıyor’ diye kıvranacaksın. Ardından gelmeyeceğini anlayacak; kahrolacaksın.

       Biraz daha zaman geçecek aradan, eski salaş halini az da olsa toparlayacaksın, ayağa kalkacaksın. Akmasa da damlayacak, durulacaksın. Eski resimlerinize bakmak için cesaret toplayacak, bakacak ve tekrar yıkılacaksın. Onu hatırlatan şeyleri gördükçe isyan edecek ama daha az ağlayacaksın. Sosyalleşmeye başlayacaksın hafif hafif, kendini insanlara yeniden kazandıracaksın.

        Aradan aylar, belki yıllar geçmiş olacak. Kalbinde hala acısını taşıyor olacaksın ama ciğerin alev alev yanmayacak. Bir sabah uyanacak, kahvaltıya oturacaksın. Hiçbir neden yokken, O’nu düşünmezken bir bakmışsın ruhun artık onu istemiyor. İşte o zaman gidebileceğini anlayacaksın.

       Sevgi bitince bitmiyor hiçbir şey. Sadece insan gidebileceğini anlıyor ve gidiyor.

                                                                     -Gidebileceğimi Anladığımda Gittim.

        

     
  3. 23:52 29th Oc 2012

    Yorum: 1

    Karli bir gündü. Ellerim donarak, o soğuk ve islak sokaklardan geçmek zorunda olmanin yaşattiği eziyetten bir an önce kurtulmak için hizli adimlarla yürüyordum. Eve gitmek istiyordum, bir nedeni yoktu sadece eve gitmek istiyordum. Ellerim çok üşümüştü, eldivenlerimi verandada unuttuğum için çok kizdim kendime. Ellerimi ceplerime koyarak hizli adimlarla yürümeye devam ettim. Canim kahve istiyordu ama durup almadim. Eve gitmek istiyordum, nedenini bilmiyordum sadece eve gitmek istiyordum. En sevdiğim kitapçinin olduğu sokağa geldim, kitapçi kapaliydi. Kapali olmasada giremeyecektim, girmeyecektim. Eve gitmek istiyordum. Mavi işikli tabelasi olan bir kafeden sola döndüm, neredeyse dolmuş duraklarina varmiştim. Derken bir seyyar satici çekti dikkatimi. Istemsiz olarak ona yöneldim. Kocaman çakir gözlerine kapkara, oldukça belirgin çektiği sürme, gözlerini olduğundan da büyük göstermisti. Beline kadar siyah saçlarini yer yer örgüler ve boncuklar süslüyordu. Önündeki tezgahta taşlar ve birkaç bakla vardi. Tezgahin önü boştu, karşisina dikildim ve bu tezgahin ne tezgahi olduğunu sordum. Uzun uzun bakti gözlerime, bir şey söyler sandim bekledim, ağzini bile açmadi. Tam gidecekken kolumu kavradi ‘Çocuk!’ dedi, ‘Yarinin dününde kalmiş, kurtar o zehri geleceğinden!’ Neye uğradiğimi şaşirdim. Kaçmak istedim, ordan hemen uzaklaşmaliydim. Deli olabilirdi, ya da farkli bir akil hastasi. Gidemedim. Bağirmak istedim, ‘İmdat!’ demek istedim. Diyemedim. Usulca birakti kavradiği kolumu. Bende hemen uzaklaştim ordan. Dolmuşa bindim ve eve gittim. Bütün bir hafta sonu bu olay kurcaladi aklimi. Oraya tekrar gitmek istedim, cesaret edemedim. Üç gün sonra tekrar gittim oraya, biraz dolandim cesaretimi toplamaya çaliştim. Yarim saat sonra, tezgahin beş gün önce kurulu olduğu yere gittim. Kimse yoktu. Esnafa sordum bir bildiklari var mi diye ‘Abla’ dediler, ‘senin tarif ettiğin gibi birini hic görmedik.’
    Içim buruk gittim eve, bu kadar üzülmeme sasirmistim, o kadinla tekrar konusmak istememede. Ama
    Kadin hakliydi.. Geleceğim geçmişime sapliydi. Tanri’yla teşekkürler gönderdim kadina. Ve bir gün tekrar karsima cikmasini ümit ettim. Gün bu gün oldu, hala beklemekteyim.

     
  4.  
  5. 19:16

    Yorum: 1

    Güvenme bana. Yüzüne güler, arkandan ağlarım.

     
  6. Bazen vazgeçersin.

    Bazen vazgeçmen gerekir.

    Kolunu kaldıracak mecalin yokken, arkana bile bakmadan koşa koşa terketmen gerekir.

    Bazen durman gerekir, durup dinlenmen.

    Bir bardak kahve gerekir, sana gecelerini zehir eden kabuslardan kaçmak için; uykusuzluk için.

    Farklı bir saç modeli, belki farklı bir saç rengi gerekir bir bunalımı atlatmak için.

    Bazen çok kolaydır, bazense hiç olmadığı kadar zor.

    Dibe vurmak gerekir bazen. İyi hissetmek için değil ama, içinde sağlam bir yerin kalmadığına ikna olmak için.

    Bir kaç intihar gerekir belki, ölümden dönmek gerekir, çok sevdiğin birini kaybetmek gerekir; yaşamın değerini anlamak için.

    Bazen bağlanmak gerekir, hiç bırakmamak..

    Aidiyeti tatmak gerekir, huzuru bulmak.

    Ama çok kaptırmamak gerekir. Vedalar zorunludur, vedalar kaçınılmaz.

    Lakin en önemlisi;

    Bazen vazgeçilmek gerekir. Hiçbir şeyin sonsuza kadar sana ait olamayacağını anlamak için.

     
  7. Ayrilik tam bir paradoks.
    Ayni şehirde; sen varsin, ben varim, biz yokuz.

     
  8. Anonim sordu: Seni tanımıyorum ama sana kocaman sarılmak istiyorum. Her ne yaşadıysan geçecek demek, saçlarını okşamak istiyorum. İçime dokundun Madammistik.

    Teşekkürler..

     
  9. Oynatma: 2.270

    [Flash 9 is required to listen to audio.]

    Beynimde uğultular var. Terketmiyorlar benliğimi. 

    Asla vazgeçmiyorlar hüzün taşımaktan. Her zerreme hüzün aşılamaktan.

    Sevdiklerim.. Nereye gidiyorlar?

    Yine kim bırakıyor beni, yine kim terkediyor?

    Dizlerimin dermanı yok olmuş, koşamıyorum. Yetişemiyorum arkandan, affet..

    Gülemiyorum Tanrım, kör oldum.

    Gözlerim seçemiyor neşeyi.

    Ve ben artık, ben olamıyorum. 

    Öfke var içimde, katmer katmer öfke. Ve bir o kadar da kırılmışlık.

    Sahi bak; kalbim kırılmış.. Cigerime batıyor..

    Pantolonumu damla damla ıslatan neydi, yoksa yağmur mu yağıyor? Benim değil mi, yine ağlıyorum..

    Geçecek diyorlar, geçmiyor. Yenilmekten ruhum vazgeçmiyor.

    Kokuyu alıyor musun? Saçlarımdaki kırıklar intihar kokuyor.

    Ufka bak, sis var. Buraya doğru yaklaşıyor. Belki kaybolurum içinde, zira aklım bedenimi terk ediyor.

    A aa.. Sende mi gidiyorsun? Peki hoşçakal.

    Bende kalkayım artık, evde yalnızlığım beni bekliyor.

     
  10. Anonim sordu: Eskiden fotoğraflarını paylaşırdın, bu güzel yüreğin sahibinin güzel yüzünü de görürdük. Eskisi kadar sık yazmıyorsun hem, özletiyorsun kendini. Senin gibi kalemleri okumaya ihtiyacımız var.

    Buna dikkat edeceğim. Teşekkürler, sevgiyle kal.